“Kadın Olmak Güzel mi? Evet, Ama…”

“Kadın Olmak Güzel mi? Evet, Ama…”

Kadın olmak…

Kimi zaman bir yük gibi hissettirilse de, aslında bir direniş biçimi, bir zarafet dili, bir içsel devrimdir.
Ama ülkemizde kadın olmak, hâlâ erkeklerin kırılgan özgüveniyle sınanıyor. Güçlü bir kadın, özgür bir kadın, kendinden emin bir kadın… hâlâ tehdit olarak algılanabiliyor. Peki, tüm bunlara rağmen kadın olmak nasıl güzel olabilir?

Kadın olmak, önce kendini tanımakla başlar. Toplumun dayattığı rollerin ötesinde, “Ben kimim?” sorusuna cesurca cevap verebilmekle. Bu farkındalık, içsel benlikle barışmanın ilk adımıdır.

Kadın olmanın güzelliği, zarafetle gücü bir arada taşıyabilmektir. Yumuşak ama sağlam, kırılgan ama dirençli… Bu denge, kadınlığın özüdür.

Kadın olmak, özgürlüğü duygusal derinlikle harmanlamaktır. Kendi kararlarını alabilmek, kendi duygularını sahiplenebilmek… Bu, gerçek özgürlüktür.

Kadın olmak, kendini sevebilmek demektir. Kusurlarıyla, geçmişiyle, hayalleriyle… Öz sevgi, en güçlü iyileştirici araçtır.

Güzellik, aynada gördüğün yüz değil; o yüze gülümseyebilmektir. İçsel huzur, dış görünümden çok daha değerlidir.

Kadın olmak, kendine düşman değil dost olmayı seçmektir. İçsel diyalogda şefkatli bir ses olabilmek, kendini yargılamadan dinleyebilmektir.

Zor zamanlarda başkasından medet ummadan, kendi ellerinden tutabilmek… Kadın olmak, kendi gücünü hatırlamaktır.

İç sesini bastırmak yerine onunla dost olmak… Kadın olmak, içsel rehberliğe güvenmektir.

İçindeki küçük kızı hatırlamak, ona sarılmak… Kadın olmak, geçmişi iyileştirme cesaretidir.

Kadın olmak, empatiyle, sevgiyle, sabırla bir kalbi tamir edebilmektir. Hem kendi kalbini, hem başkasınınkini.

Kadın olmak, tüm zorluklara rağmen güzeldir. Çünkü biz güzelliği yeniden tanımlıyoruz.
Güçlü olmak, özgür olmak, kendini sevmek…
Ve her gün içinden “Seviyorum beni ben” diyebilmek.
İşte bu yüzden, kadın olmak güzel.

Uzman Psikolog Burçin Demirkan